İçimizdeki Yargıç: Kendimizi Neden Sert Yargılıyoruz?
Gayane Gönül Tunç,Terapist
Bir hata yaptığınızda içinizde tam olarak ne olur? Çoğu zaman önce derin bir sessizlik başlar. Ardından çok tanıdık bir ses aniden belirir: “Yine mi?”, “Sende hep böyle olur” veya “Bunu bir tek sen yapabilirsin.”
Bu ses zihnimizde o kadar tanıdıktır ki onu kendi düşüncemiz sanırız. Oysa bu acımasız yargı çoğu zaman bize ait değildir. Yıllar içinde bilinçaltımıza yerleşen bir başkasının yankısıdır.

Yargıcın Psikanalitik Kökleri ve Bedensel Tepkiler
Psikanalitik gelenek bu durumu “üstben” (süperego) olarak tanımlar. Bu ses çocukluğumuzda bize bakım veren kişilerin ses tonlarını yansıtır. Çocuklar sevgiyi garanti altına almak için ebeveynlerinin kurallarını zihinlerine kopyalarlar. Sevgiyi kaybetmemek için dışarıdaki otoriteyi tamamen kendi iç dünyamıza taşırız. Zamanla bu ses o kadar içselleşir ki onun dışarıdan geldiğini unuturuz. Yetişkinlikte kimse bizi eleştirmese bile kendi kendimizi o eski otorite gibi acımasızca sorgularız.
Üstelik bu iç ses sadece zihinsel bir süreç olarak kalmaz. Bedenimizde de çok güçlü ve somut bir karşılık bulur. Örneğin göğsünüz aniden sıkışır. Omuzlarınız çöker ve midenizde koca bir düğüm oluşur. Yargıç konuştuğu anlarda bedeniniz adeta küçülür. Bu bedensel tepkiler aslında çok eski bir tehdit algısını yansıtır. Zihniniz sevgiyi ve güvenliği kaybetme korkusunu o an yeniden yaşar.
Yargıçla Savaşmak Yerine Onu Tanımak
Birçok kişi bu sesi susturmaya çalışarak büyük bir yanılgıya düşer. Oysa bastırdığınız her duygu eninde sonunda daha yüksek bir yankıyla geri döner. Bu yüzden derin psikolojik yaklaşımlar yargıcı yok saymanızı kesinlikle önermez. Bunun yerine onu ayrı bir karakter olarak tanımanızı ister.
Kendinize şu soruları sormalısınız: Bu ses aslında kime ait? Ne zaman ortaya çıkıyor? Beni hangi görünmez tehlikeden korumaya çalışıyor? Winnicott’un “yeterince iyi ebeveyn” kavramı bu noktayı harika aydınlatır. Çocuklar kusursuz bir onay aramazlar. Sadece hatalarıyla birlikte koşulsuz kabul görmeyi beklerler. Bugün yetişkin bir birey olarak bu şefkatli kabulü kendinize yeniden sunabilirsiniz. Kendinizi acımasızca eleştirmek performansınızı kesinlikle artırmaz. Aksine kaygınızı büyütür ve harekete geçme gücünüzü tamamen tüketir.
İçsel Farkındalık İçin Bir Adım
Yargıcın sesi yükseldiği an hemen durun. Kendinize açıkça şunu sorun: “Bunu bana söyleyen kim ve bu ses aslında kaç yaşında?”
Çoğu zaman bu ses bugünkü yetişkin benliğinizden gelmez. Çok daha geçmişteki çocukluk yıllarınızdan konuşur. Ona şefkatle ve net bir sınırla şu cevabı verebilirsiniz: “Seni duyuyorum. Beni korumaya çalıştığını çok iyi biliyorum. Ancak artık o eski tehlikenin içinde değilim.”
İçimizdeki yargıcı tamamen susturmak mümkün değildir. Zaten doğamıza baktığımızda buna hiç gerek yoktur. Çünkü o ses bir zamanlar sizi koruyan eski bir mekanizmanın kalıntısıdır. Ancak onunla kurduğunuz ilişkiyi kökten değiştirebilirsiniz. MITHRAS olarak temel amacımız size yeni kurallar öğretmek değildir; asıl hedefimiz kendi bilinçaltınızla ve öz benliğinizle çok daha olgun bir farkındalık bağı kurmanızı sağlamaktır. Onu emir veren bir otorite olarak görmekten vazgeçtiğiniz an, özgürlüğünüz başlar.


