Aşk tesadüfleri sever derler, ancak bilinçaltı tesadüflere pek inanmaz. Hayatınıza giren insanları tesadüfen seçtiğinizi, sadece o gülüşe veya o bakışa vurulduğunuzu sanıyor olabilirsiniz. Oysa kalbiniz “evet” dediğinde, arka planda devasa bir veri tabanı çoktan onay tuşuna basmıştır. İlişkilerimiz, aslında çocuklukta yarım kalmış hikayelerimizi tamamlama çabamızdan başka bir şey değildir.
Çocukluk: İlişkilerimizin İlk Provası
Bir insanın ilişki kurma biçimi, henüz konuşmayı bile öğrenmeden önce, ebeveynleriyle kurduğu bağla şekillenir. Psikolojide “Bağlanma Teorisi” olarak bilinen bu süreçte, eğer çocuklukta sevgi “koşullu” sunulmuşsa veya ihtiyaçlarımız görmezden gelinmişse, yetişkinlikte de farkında olmadan bizi ihmal eden veya sevgisini esirgeyen kişilere çekiliriz.
Neden mi? Çünkü bilinçaltı için “tanıdık olan”, “güvenli olandan” daha caziptir. Zihin, çocukluktaki o eski acıyı tanır ve “Ben bu acıyla nasıl baş edeceğimi biliyorum, bu yüzden bu kişi benim için doğru kişi” yanılgısına düşer. Sonuç; sürekli tekrarlayan hayal kırıklığı döngüleridir.

Tanıdık Acının Cazibesi
Hiç kendinizi “Neden hep beni üzecek insanları buluyorum?” diye sorarken buldunuz mu? Bilinçaltı, çocuklukta çözemediği bir düğümü, yetişkinlikte benzer bir karakter üzerinden çözmeye çalışır. Eleştirel bir babayla büyüyen bir kadının, kendisini sürekli eleştiren erkeklere aşık olması bir şanssızlık değil; bilinçaltının o eleştirel figürü nihayet “iyileştirme” veya “onayını alma” savaşıdır. Ancak senaryo aynı kaldığı sürece, oyuncuların değişmesi sonucu değiştirmez.
“İlişkilerimiz, çocuklukta yarım kalmış hikayelerimizi tamamlama çabamızdır. Bilinçaltı, iyileştiremediği yarayı benzer bir yara açarak kapatmaya çalışır.”
Bilinçaltını “Temizlemek” Mümkün mü?
Bilinçaltını temizlemek, hafızayı silmek değil; geçmişin bugünkü kararlarımız üzerindeki duygusal yükünü hafifletmektir. Sağlıklı bir ilişki kurmanın yolu, “ideal partneri” aramaktan değil, partner seçimimizi yapan “hasarlı yazılımı” fark etmekten geçer.
- Farkındalıkla Yüzleşin: İlişkilerinizdeki ortak noktaları bulun. Hepsi mi ilgisizdi? Hepsi mi kontrolcüydü? Bu örüntü, çocukluğunuzdaki hangi eksikliğe karşılık geliyor?
- Yaralı Çocuğu Şifalandırın: Yetişkin halinizle, o gün ihtiyaç duyduğu sevgiyi alamayan çocuk yanınıza sahip çıkın. Başkasından beklediğiniz o onayı, kendinize vermeye başladığınızda, sizi onaylamayan kişilere olan ilginiz sönecektir.
- Yeni Bir Güvenli Alan İnşa Edin: Bilinçaltınıza “Artık güvendeyim ve sevilmek için acı çekmek zorunda değilim” mesajını öğretin. Bu, zaman alan ama hayat kalitesini kökten değiştiren bir süreçtir.

Kendi Hikayenizin Yazarı Olun
Eğer ilişkilerinizde sürekli aynı duvara çarpıyorsanız, duvarı suçlamayı bırakıp o yöne neden yürüdüğünüze bakma vaktidir. Bilinçaltınızdaki tozlu dosyaları temizleyip, geçmişin hayaletlerini uğurladığınızda; aşk bir mücadele alanı olmaktan çıkıp, iki özgür ruhun paylaştığı huzurlu bir yolculuğa dönüşür.
Unutmayın; sağlıklı bir ilişki, iki yaralı insanın birbirini pansuman etmesi değil, iki tam insanın birbirinin ışığına eşlik etmesidir.

Küçük Bir Test
Geçmiş ilişkilerinizdeki üç anahtar kelimeyi yazın (Örn: Kaçış, Yetersizlik, Öfke). Şimdi dönüp çocukluğunuza bakın; bu kelimeler size tanıdık geliyor mu? Eğer cevabınız evet ise, şu anki ilişkinizdeki sorun partnerinizden çok, bilinçaltınızdaki o eski “tanıdık duygu” arayışı olabilir.