Mithras Bilincalti Postasi
Iyi bir işe sahip olmak, düzenli bir hayata kavuşmak, “her şey yolunda” denilen bir çerçevede yaşamak… Buna rağmen içten içe bir eksiklik hissediyorsanız yalnız değilsiniz. Varoluşçu terapiye göre bu boşluk, çoğu zaman kişinin değerleriyle sürdürdüğü hayat arasındaki mesafenin büyümesinden kaynaklanıyor. Dr. Bora Akın ile yaptığımız bu kapsamlı söyleşide, anlam yitiminden yön bulmaya, krizlerden yeniden doğuşa uzanan içsel yolculuğu mercek altına aldık.
Koşuyoruz. Hedefler koyuyor, listeler yapıyor, daha fazlasını başarmaya çalışıyoruz. Ancak tüm bu hareketin içinde giderek daha çok insan aynı soruyla baş başa kalıyor: “Ben neden yaşıyorum?”
Bu ayki dosyamızda varoluşçu terapist Dr. Bora Akın ile anlamsızlık hissinin kökenlerini, modern hayatın ruhumuza nasıl sızdığını ve kriz dönemlerinin neden çoğu zaman yeni bir başlangıç kapısı olduğunu konuştuk. Küçük seçimlerin büyük yönler oluşturduğunu savunan Akın, anlamın bulunmaktan çok yaşanarak inşa edildiğini vurguluyor.
S1. İnsanlar neden anlamsızlık hissi yaşar?
Dr. Bora Akın:
Anlam duygusu yalnızca dış başarılarla, kariyer basamaklarıyla ya da toplumsal onayla beslenmez. İnsan, yaptığı şeylerle inandığı değerler arasında büyük bir mesafe oluştuğunda içsel bir kopukluk yaşamaya başlar. “Hayatım dolu ama neden boş hissediyorum?” sorusu tam da burada ortaya çıkar. Kişi, başkalarının beklentilerine göre yaşadığında ya da uzun süre kendi isteklerini bastırdığında, iç dünyasında bir tür sessizlik oluşur. Bu sessizlik zamanla boşluk, yönsüzlük ve anlamsızlık olarak deneyimlenir.
S2. Bu his depresyonla aynı şey midir?
Dr. Bora Akın:
Hayır, aynı şey değildir; ancak zaman zaman iç içe geçebilirler. Depresyon daha küresel bir çökkünlük halidir: enerji kaybı, isteksizlik, keyif alamama gibi belirtilerle seyreder. Anlamsızlık hissi ise çoğu zaman kişi işlevselliğini sürdürse bile “neden bunları yapıyorum?” sorusuna cevap bulamamasıyla kendini gösterir. Yani birey çalışıyor, sosyal hayatını sürdürüyor olabilir ama içsel pusulasını kaybetmiş gibi hisseder. Eğer bu durum uzun sürerse depresyona zemin hazırlayabilir.
S3. Modern yaşam bu durumu artırıyor mu?
Dr. Bora Akın:
Kesinlikle artırıyor. Günümüz dünyası hız, üretkenlik ve sürekli karşılaştırma üzerine kurulu. Sosyal medyada herkesin hayatı parlıyor gibi görünüyor; bu da kişide “geride kalıyorum” algısını tetikliyor. Sürekli yeni hedefler koymamız bekleniyor, ancak bu hedeflerin bize gerçekten ait olup olmadığını sorgulamaya pek vakit kalmıyor. İç dünyayla temas kurmak için yavaşlamaya ihtiyaç vardır; modern yaşam ise tam tersini dayatıyor.
S4. Anlam bulunabilir mi, yoksa inşa mı edilir?
Dr. Bora Akın:
Varoluşçu bakışa göre anlam çoğu zaman hazır halde bulunmaz; adım adım inşa edilir. İnsan yaptığı seçimlerle, aldığı sorumluluklarla ve yüzleştiği zorluklarla kendi yaşam yönünü oluşturur. Küçük görünen kararlar—bir ilişkiyi sürdürmek, bir işten ayrılmak, bir değeri savunmak—zamanla büyük bir yaşam hikâyesine dönüşür. Anlam, büyük bir aydınlanma anından çok, süreklilik taşıyan bir yaşama biçimidir.
S5. Kriz dönemleri neden önemlidir?
Dr. Bora Akın:
Krizler sarsıcıdır ama aynı zamanda dönüştürücüdür. Çünkü bu dönemlerde eski kimlik, alışkanlıklar ve roller çökmeye başlar. İnsan artık eskisi gibi devam edemeyeceğini fark eder. Bu çöküş, yeni bir yapı kurmak için alan açar. Kimi zaman bir kayıp, hastalık ya da büyük bir hayal kırıklığı, kişinin hayatını ilk kez gerçekten sorgulamasına vesile olur. Varoluşçu terapide kriz, yalnızca bir problem değil, yeniden yapılanma fırsatı olarak ele alınır.
S6. Kişi nereden başlamalı?
Dr. Bora Akın:
Başlangıç noktası kendi değerlerini adlandırmaktır. “Benim için gerçekten önemli olan ne?”, “Neyi savunurum?”, “Nasıl bir insan olmak istiyorum?” gibi sorular son derece temel ama çoğu zaman ertelenir. İnsanlar genellikle ne istemediklerini bilirler, fakat ne istediklerini netleştirmekte zorlanırlar. Bu sorulara dürüstçe verilen cevaplar, kişinin içsel pusulasını yeniden oluşturmasına yardımcı olur.
S7. Günlük hayatta ne değiştirilebilir?
Dr. Bora Akın:
Otomatik yaşamdan bilinçli seçimlere geçmek büyük bir fark yaratır. Sabah kalkıp günü reflekslerle sürdürmek yerine, küçük anlarda bile farkındalık geliştirmek önemlidir: Kime “evet” dediğimi neden söylüyorum? Bugün yaptığım şey beni nereye götürüyor? İnsan hayatını kökten değiştirmeden de anlam duygusunu artırabilir; bazen sadece sınır koymak, öncelik belirlemek ya da bir şeye daha çok zaman ayırmak yeterlidir.
S8. Amaç ile anlam arasındaki fark nedir?
Dr. Bora Akın:
Amaç çoğu zaman dışsaldır: bir terfi almak, bir sınavı geçmek, belli bir gelire ulaşmak gibi. Anlam ise daha içseldir; bu hedeflere neden yöneldiğimizi açıklar. Aynı işi yapan iki kişiden biri tükenmiş hissederken diğeri canlı olabilir—farkı yaratan, yaptıkları şeyin kendi değerleriyle örtüşüp örtüşmediğidir. Anlam, insanın zor zamanlarda bile yola devam etmesini sağlayan içsel pusuladır.
S9. Terapi bu süreçte nasıl çalışır?
Dr. Bora Akın:
Terapi, kişinin yaşam anlatısını yeniden kurmasına yardım eder. Hepimiz hayatımızı bir hikâye gibi anlatırız: “Ben hep başarısızım”, “Kimseye güvenemem”, “Geç kaldım.” Terapi sürecinde bu anlatılar sorgulanır, genişletilir ve yeniden yazılır. Danışan kendi seçimlerinin farkına varır, sorumluluk aldığı alanları görür ve geleceğe dair daha bilinçli bir yön çizmeye başlar.
S10. Okuyucuya temel mesajınız nedir?
Dr. Bora Akın:
Şunu vurgulamak isterim: Anlam bir anda bulunmaz; adım adım yaşanır. Her gün verdiğiniz küçük kararlar, nasıl bir insan olduğunuzu şekillendirir. Hayatınızda şu anda eksik hissettiğiniz şey, belki de sizi kendinize daha dürüst olmaya çağırıyordur. Bu çağrıyı bastırmak yerine dinlemek, çoğu zaman en büyük dönüşümün başlangıcıdır.