Transformal Nefes Terapisine Yakından Bakış
Terapist Gayane Gönül Tunc
Günde ortalama 20 bin kez nefes alıyoruz. Peki bu nefeslerin kaçını gerçekten fark ederek alıyoruz?
Transformal Nefes Terapisinin kurucusu Judith Kravitz’in sıkça vurguladığı gibi:
“Nasıl nefes alırsak, öyle yaşarız.”
Bu iddialı cümle aslında beden–zihin ilişkisine dair derin bir gerçeğe işaret ediyor. Çünkü nefes yalnızca oksijen alışverişi değildir; sinir sistemimizin ritmini, duygusal tepkilerimizi ve hatta hayata yaklaşım biçimimizi belirleyen temel bir düzenleyicidir.
Nefes Analizi: Hayatın Haritası Göğsümüzde
Transformal Nefes yaklaşımında ilk adım, kişinin nefesinin nasıl olduğunu gözlemlemektir. Göğüsten mi nefes alıyoruz, yoksa diyaframımız gerçekten devrede mi? Nefes tutma alışkanlığımız var mı? Soluklarımız hızlı mı, yüzeysel mi?
Bebekleri izlediğimizde, doğal ve sağlıklı bir nefes örneği görürüz:
karın bölgesi yumuşakça yükselir ve alçalır. Bu, diyafram nefesidir.

Yetişkinlikte ise stres, kaygı, bastırılmış duygular ve yoğun yaşam temposu bizi yüzeysel nefes almaya iter. Zamanla beden, bu sığ nefesi “normal” sanmaya başlar.
Transformal Nefes seanslarında yapılan çalışmalar, beden farkındalığını temel alan ve “Body Map” olarak adlandırılan alanlar üzerinden ilerler. Bu haritalama yöntemi, kişinin bedende taşıdığı duygusal yükleri ve nefesle ilişkili blokajları tanımlamasına yardımcı olur.
Doğu’nun Kadim Bilgeliği ile Batı Biliminin Buluşması
Transformal Nefes, köklerini eski doğu nefes disiplinlerinden alırken, batıda gelişen modern zihin–beden araştırmalarıyla da beslenir.
Bugün biliyoruz ki nefesin:
- ritmi
- hızı
- derinliği
değiştiğinde, sinir sistemimiz de buna yanıt verir. Kalp atışımız yavaşlayabilir, kaslarımız gevşeyebilir, zihnimiz berraklaşabilir. Bilinçli nefes uygulamaları tam da bu noktada devreye girer.
Çünkü nefes, istemsiz olduğu kadar bilinçli olarak da yönetebildiğimiz nadir fizyolojik süreçlerden biridir. Bu da onu dönüşüm için güçlü bir anahtar haline getirir.

Bilinçli Nefesin Gücü
Transformal Nefes yaklaşımına göre nefes, yaşamla kurduğumuz en temel bağdır. Derin ve ritmik nefes almak, vücuda daha fazla oksijen taşınmasına yardımcı olurken yorgunluk hissini azaltabilir.
Uygulayıcıların ve araştırmaların sıkça işaret ettiği bazı etkiler şunlardır:
- Günlük toksinlerin önemli bir bölümünün solunum yoluyla atılmasına destek olur.
- İç organların ve kasların oksijenlenmesini artırarak genel canlılığı yükseltebilir.
- Stres düzeyinin düşmesine katkı sağlayabilir.
- Yüksek tansiyon ve kaygı belirtilerini hafifletmede destekleyici olabilir.
Elbette her terapötik yöntemde olduğu gibi, bilinçli nefes çalışmaları da tıbbi tedavinin yerine geçmez; ancak bedenin kendi düzenleyici mekanizmalarını aktive etme konusunda güçlü bir tamamlayıcı araç olarak görülür.
Bir Soru ile Bitirelim…
Gün içinde kaç kez nefesinizi tuttuğunuzu fark ediyorsunuz?
Zor bir konuşma yaparken, trafikte sıkıştığınızda, bir mesaj beklerken…
Belki de dönüşüm sandığımızdan daha yakındır.
Göğsümüzde sessizce çalışan, çoğu zaman fark etmediğimiz bir kapıda.
Nefes…