GERÇEĞİN MASASI

Hida Bakşi

“Değişmek İstiyorum” Diyen Ama Hayatını Değiştirmeyenler

"Değişmek İstiyorum” Diyen Ama Hayatını Değiştirmeyenler

“Değişmek istiyorum”

Bu cümle çok söylendiği için artık etkisini kaybetti.

Çünkü çoğu insan bu cümleyi bir niyet değil,

vicdan temizleme aracı olarak kullanıyor.

İstemekle başlar, evet.

Ama orada bitiyorsa, bu değişim değil.

Bu, kendini oyalamaktır.

Gerçeği net söyleyelim:

İsteyen insan değil, yapan insan değişir.

Ama burada can acıtan bir ayrım var:

Birçok insan değişimi istiyor gibi konuşur,

ama değişimin bedelini ödemek istemez.

Değişimin bedeli şudur:

– Tanıdık olanı bırakmak

– Güvende hissettiren düzeni bozmak

– “Ben buyum” dediğin kimliği sorgulamak

– Ve en zoru:

Kendinle ilgili anlattığın masum hikâyeden vazgeçmek

Çünkü bazı insanlar acılarından şikâyet etmez.

Acılarını kimlik yapar.

“Ben böyleyim.”

“Ben zor şeyler yaşadım.”

“Benim durumum farklı.”

Evet, farklı olabilir.

Ama fark, hareketsizliği kutsamaz.

Şunu sorayım:

Gerçekten değişmek mi istiyorsun,

yoksa değişemediğin için anlaşılmak mı?

Çünkü anlaşılmak rahatlatır.

Ama dönüştürmez.

Bir de şu tuzak var:

Kendini sürekli hazırlık aşamasında tutmak.

“Biraz daha güçleneyim.”

“Biraz daha okuyayım.”

“Biraz daha düşüneyim.”

Bu hazırlık değil.

Bu ertelemeyi entelektüel hale getirmek.

Gerçek değişim şöyle olur:

Hazır hissetmeden yapılan bir adım.

Korkuyla atılan bir sınır.

Geri dönüşü olmayan bir karar.

Ve evet, bu süreçte yalnız kalırsın.

Çünkü değişen biri,

eski ilişkiler için rahatsız edici bir aynadır.

O yüzden bazı insanlar değişmez.

Çünkü değişirse,

çevresindeki herkesin rolü bozulur.

Şimdi rahatsız edici bir gerçek daha:

Hayatını değiştiremeyen herkes,

aslında hayatını değiştirmemeyi seçiyordur.

Bu bir suçlama değil.

Bu bir tespit.

Gerçeğin Masası’nda şunu kabul ediyoruz:

Değişim ilhamla başlamaz.

Kararla başlar.

Ve karar sessizdir.

Kimseye anlatılmaz.

Alkış beklemez.

Sadece uygulanır.

O yüzden bu yazıyı bir cümleyle kapatıyorum:

“Değişmek istiyorum” demeyi bırak.

Ya değiş…

ya da dürüst ol ve henüz cesaretin olmadığını kabul et.

İkisi de mümkündür.

Ama ikisi aynı anda olmaz.

Bu platformda yer alan tüm yazılar, analizler ve uygulama örnekleri yalnızca genel bilgilendirme ve düşünsel inceleme amacı taşır. İçerikler tıbbi, psikolojik, psikiyatrik veya terapötik teşhis ve tedavi yerine geçmez. Mithras Akademi Bilinçaltı Postası, içeriklerin kullanımından doğabilecek doğrudan veya dolaylı sonuçlardan sorumlu tutulamaz.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top