Cemile Eker, Yaşam Koçu
Şimdilerde herkesten aynı serzenişi duyuyoruz: “Erkekler artık kadınların peşinden koşmuyor, o eski heyecanlar bitti.” Aslında mesele heyecanın bitmesi falan değil; tensel paylaşımlar mekanik bir ritüel gibi bir şekilde zaten devam ediyor. Asıl can çekişen, asıl canı çıkan şey ne biliyor musun? Samimiyet ve o hesapsız, dürüst duygusal bağlar.
Bugün ilişkilerin daha ilk haftasında havada uçuşan o devasa lafları, abartılı iltifatları, sanki kırk yıldır tanışıyormuş gibi yapılan o “ruhumun eşisin” edebiyatını gerçek bir aşk sanıyoruz. Oysa o ilk dönem, iki tarafın da kendi kusurlarını sakladığı, egosunu beslediği yapay bir vitrinden başka bir şey değil. Herkes en güzel kıyafetlerini giyip, en çekici parfümlerini sıkıp kırmızı güllerle sahneye çıkıyor; ama aslında içerideki o yaralı, özgüvensiz çocuğu gizlemeye çalışıyor. Gerçek bir ilişki ise o parıltılı vitrin kırıldığında, maskeler düşüp taraflar birbirine dürüstçe sınır koyabildiğinde başlıyor. Vitrin yıkılmadan gerçek insanı göremiyorsun.
Modern hayatın o hırpalayıcı vahşeti, iki cinsi de bu ruhsal derinlikten kopardı. Kadın, bu kurtlar sofrasında tek başına ayakta kalabilmek ve hakkını yedirmemek için ister istemez sertleşiyor, asil sınırlarını kalın duvarlarla örüyor. Erkek ise o eski sahiplenici, sorumluluk alan rolünü taşımaktan korktuğu için, yük ağırlaşacağı an arkasına bile bakmadan kaçıyor. İş derinleşti mi, hemen “Aşık olmak yok, anı yaşayalım” sığlığına sığınıyorlar. Maskelerin arkasından birbirini dikizleyen, sosyal medyadan stalk’laşan ama yüz yüze gelince iki çift dürüst laf edemeyen bir korkaklık düzeni bu. Haliyle aşk da yerini ruhsuz bir oyun ortaklığına bırakıyor.
Peki, bu dengesizlik nereye kadar gidecek? Birbirimize stratejiler yapıp oyunlar oynamaya devam mı edeceğiz, yoksa duyguların tamamen kuruduğu, yapayalnız bir dünyaya mı uyanıyoruz?
Şurası bir gerçek: Senin o temiz, o saf emeğinin tadına varıp da hemen arkasından pazar kurmaya, çıkar hesabı yapmaya kalkanlar, o sahte vitrinleri yıkmaya cesareti olmayan korkaklardır. Kuralı koyan, sınırını çeken ve gerektiğinde o kapıyı çekip gitmesini bilen asil kadınlar oldukça; o özgüvensiz adamlar ellerindeki bomboş ekranlara bakıp kendi sığlıklarında boğulmaya mahkum kalacaklar.
Bu platformda yer alan tüm yazılar, analizler ve uygulama örnekleri yalnızca genel bilgilendirme ve düşünsel inceleme amacı taşır. İçerikler tıbbi, psikolojik, psikiyatrik veya terapötik teşhis ve tedavi yerine geçmez. Mithras Akademi Bilinçaltı Postası, içeriklerin kullanımından doğabilecek doğrudan veya dolaylı sonuçlardan sorumlu tutulamaz.


