Güliz Ültan, Uzman Egitimci-Psikolojik Danışman
Ankilozan Spondilit, çoğu insanın yalnızca “bel ağrısı” olarak düşündüğü fakat aslında kişinin tüm yaşamını etkileyebilen kronik, ilerleyici ve iltihaplı bir romatizmal hastalıktır.
Bu hastalık yalnızca omurgayı değil; insanın psikolojisini, özgürlüğünü, sosyal yaşamını, gelecek planlarını ve hatta kimlik algısını da etkileyebilir.
Birçok hasta başlangıçta yalnızca:bel ağrısı, sabah tutukluğu, hareket kısıtlılığı yaşadığını düşünür. Fakat zamanla hastalık ilerledikçe kişi yalnızca bedeninde değil, ruhunda da ağır bir yük taşımaya başlar.
Çünkü kronik ağrı, sürekli yorgunluk ve hareket kaybı zamanla insan psikolojisini sessizce yıpratır.Ankilozan Spondilit hastalarında depresyon ve anksiyete oranları toplum ortalamasından belirgin şekilde yüksektir
Öncelikle Ankilozan Spondilit hastalığının ne olduğuna bakalım.
Ankilozan Spondilit, omurgayı ve eklemleri etkileyen kronik iltihaplı bir hastalıktır.Bağışıklık sistemi yanlışlıkla kişinin kendi eklemlerine saldırır ve özellikle:omurga, kalça, boyun, sırt bölgesi etkilene..Belirtileri ise Şiddetli bel ve sırt ağrısı ,Sabah sertliği, Hareket ettikçe rahatlama, Sürekli yorgunluk ,Duruş bozukluğu ,Hareket kısıtlılığı şeklinde ortaya çıkabilir.
Hastalık ilerlediğinde omurgada sertleşme oluşabilir ve kişinin hareket özgürlüğü azalabilir.
Fakat AS’nin en görünmeyen tarafı psikolojik etkileridir.
Kronik Ağrılar çok olunca Beyin buna nasıl tepki verir.
İnsan beyni kısa süreli ağrıyla baş edebilir. Ancak uzun süre devam eden ağrı, beynin stres sistemini sürekli alarm halinde tutar.
Bu durumda uyku bozulur, stres hormonları artar, duygu düzenleme zorlaşır, kişi zihinsel olarak tükenmeye başlar. Birçok AS hastası şunu söyler:“Sadece sırtım değil, ruhum da yoruluyor.”Kronik ağrı yaşayan bireylerde zamanla: tahammülsüzlük, duygusal hassasiyet,
öfke, umutsuzluk gibi durumlar gelişebilir.
Ankilozan Spondilit de Depresyon da önemlidir
Depresyon, AS hastalarında oldukça yaygın görülen psikolojik sorunlardan biridir.Çünkü kişi:
sürekli ağrı yaşar, kaliteli uyuyamaz, hareket özgürlüğünü kaybedebilir, geleceği hakkında korku geliştirebilir. Böyle bir durumda izlenen Depresyon belirtileri:Hayattan keyif alamama Sosyal hayattan çekilme Sürekli mutsuzluk ,Ağlama isteği ,Enerji kaybı ,Umutsuzluk “Kimse beni anlamıyor” düşüncesi şeklinde görülebilir. ağrı şiddeti arttıkça depresyon riski de yükselmektedir
Ankilozan Spondilit de Anksiyeteise Sürekli Gelecek Kaygısı olarak karşımıza çıkıyor.
Anksiyete Bozukluğu, Ankilozan Spondilit hastalarında sık görülen başka bir durumdur.
Kişi sürekli şu düşüncelerle yaşayabilir:“Ya ileride eğilirsem?” “Ya hareket edemez hale gelirsem?” “Ya çalışamazsam?” “Ya bağımlı hale gelirsem?” Bu düşünceler zamanla kişinin zihninde sürekli bir tehdit algısı oluşturabilir.
Özellikle genç yaşta tanı alan bireylerde gelecek korkusu çok yoğun yaşanabilmektedir.
Ankilozan Spondilit de Sürekli Yorgunluk ve Tükenmişlik hissi görülebilir
AS hastalarının en sık şikayetlerinden biri:“Geçmeyen yorgunluk.”tur..Bu sıradan bir halsizlik değildir.
Kişi bazen yataktan kalkmakta, uzun süre oturmakta, ayakta durmakta, düşünmekte bile zorlanabilir. Bu durum çevre tarafından çoğu zaman anlaşılmaz… çünkü insanlar yalnızca dış görünüşe bakar.Fakat görünmeyen yorgunluk, psikolojik çöküşün en önemli nedenlerinden biridir.
Ankilozan Spondilit de Uyku Problemleri oluşabilir ve Ruh Sağlığı da bozulabilir.
Ankilozan Spondilit hastalarının büyük kısmı kaliteli uyku uyuyamaz.Çünkü:gece ağrıları,
pozisyon değiştirme zorluğu, sertlik hissi uykuyu bölebilir.Uyku bozukluğu zamanla:
depresyon, kaygı, dikkat sorunları, öfke kontrol problemleri oluşturabilir.Beyin dinlenemediğinde ise psikolojik dayanıklılık da düşmeye başlar.
Ankilozan Spondilit de Kimlik Kaybı ve “Eski Ben” Özlemi de oluşabilir
Kronik hastalık yaşayan birçok insan zamanla eski hayatını özlemeye başlar.Örneğin:Spor yapan biri artık hareket etmekte zorlanabilir. Uzun saat çalışan biri dayanıklılığını kaybedebilirSosyal biri içine kapanabilir. Bu durum kişide “kimlik kaybı” hissi oluşturabilir.
Psikolojide buna yas süreci denir.Çünkü kişi aslında eski bedenini, eski özgürlüğünü, eski enerjisini kaybetmektedir.
Ankilozan Spondilit de Sosyal Hayatın Etkilenmesini göz ardı edemeyiz.AS hastaları çoğu zaman sosyal yaşamdan uzaklaşabilir.Nedenleri:Ağrı nedeniyle etkinliklere katılamama ,Sürekli yorgunluk ,Uzun süre oturamama ,Anlaşılmama hissi Bazı hastalar şu cümleleri duymaktan yorulur:“Gençsin, ne ağrısı?” “Psikolojik olabilir.” “Hareket et geçer.” Bu tür ifadeler kişide yalnızlık ve değersizlik hissi oluşturabilir.Özellikle görünmeyen hastalıklar, kişinin çevresi tarafından küçümsenmesine neden olabilmektedir.
Ankilozan Spondilit de Öfke de önemlidir. Kronik ağrı yaşayan bireylerde zaman zaman öfke birikimi oluşabilir.Çünkü kişi:sürekli savaş halindedir, anlaşılmadığını hisseder,
bedeni üzerindeki kontrolünü kaybetmeye başlar. Bu öfke bazen:içine kapanma, ani sinirlenme, tahammülsüzlük, sessiz kırgınlık şeklinde ortaya çıkabilir.
Bu durum karakter bozukluğu değil; uzun süreli fiziksel ve psikolojik yükün sonucudur.
Ankilozan Spondilitin Aile ve İlişkiler Üzerindeki etkisi es geçilemez. Ankilozan Spondilit yalnızca hastayı değil, ailesini de etkiler.Eşler:bakım veren rolüne geçebilir, çaresizlik yaşayabilir, tükenmişlik hissedebilir. Bazı hastalar ise yakınlarına yük olduklarını düşünmeye başlayabilir.Bu nedenle aile desteği, AS tedavisinde çok önemlidir.Hastanın en çok ihtiyaç duyduğu şey:yargılanmamak, anlaşılmak, duygularının küçümsenmemesidir.
Bütün bu anlattıklarımı yaşayan varsa Psikolojik Destek çok Gereklidir…Modern tıp artık kronik romatizmal hastalıkların yalnızca fiziksel değil biyopsikososyal olarak değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmektedir.AS tedavisinde:psikoterapi, stres yönetimi, nefes egzersizleri, mindfulness, destek grupları, bilişsel davranışçı terapi önemli destek sağlayabilmektedir.
Çünkü stres arttığında ağrı algısı da artabilmektedir.Yani beden ve zihin birbirinden bağımsız değildir.
Ankilozan Spondilit Hastasına Nasıl Davranmak gerektiğine bakacak olursak …… bir AS hastasına asla“Abartıyorsun.” “Genç yaşta olur mu?” “Takma kafana.” Dememeliyiz.bunların yerine
“Bugün ağrın nasıl?” “Dinlenmek istemen normal.” “Seni anlıyorum.”
gibi destekleyici cümleler kurulmalıdır.Kronik hastalık yaşayan insanlar çoğu zaman çözümden önce anlaşılmaya ihtiyaç duyar.
Son olarak şunu söyleyebilirim ki..
Ankilozan Spondilit yalnızca omurgayı değil; insanın ruhunu, özgüvenini, ilişkilerini ve yaşam enerjisini de etkileyen derin bir hastalıktır.Kronik ağrı ve hareket kaybı zamanla kişinin psikolojik dayanıklılığını azaltabilir.Bu nedenle AS tedavisinde:romatoloji, fizik tedavi, psikoloji, psikiyatri, aile desteği birlikte değerlendirilmelidir.Çünkü bazen bir Ankilozan Spondilit hastasının en büyük savaşı omurgasında değil, sessizce içinde yaşanmaktadır.


