Happy Tuncay ile Nörofarklılık, Dönüşüm ve Sistem Üzerine Söyleşi
Bazı hikâyeler bir teşhisle başlamaz; bir yanlış anlaşılmayla başlar. Happy Tuncay’ın hikâyesi de böyle. Almanya ile Türkiye arasında bölünmüş bir çocukluk, evde korkunun sevgiden daha yüksek sesle hissedildiği yıllar ve “fazla” olduğu söylenen bir zihin…
32 yaşında aldığı DEHB ve otizm tanısı onun için bir etiket değil, parçaları yerine oturan bir haritaydı.
Bugün ise aynı haritayı başkalarına sunan bir “köprü insan” olarak konuşuyor:
Nörofarklılık bir eksiklik değil, yanlış sistem içinde yanlış konumlandırılmış bir potansiyel olabilir mi?

Röportaj Mithras Akademi
M.A: Almanya’da doğdunuz ama iki kültür arasında büyüdünüz. Çocukluğunuzu nasıl hatırlıyorsunuz?
H.T: Almanya’da doğdum. Üç yaşında Türkiye’ye gönderildim. Altı yaşında tekrar Almanya’ya döndüm.
Ama döndüğüm yer hiçbir zaman tam anlamıyla “ev” olmadı.
Ne Almanya’da tam Alman’dım, ne Türkiye’de tam Türk.
Evde fazlaydım, okulda yanlıştım, toplumda uyumsuzdum.
Babam sertti, annem sessizdi. Evde sevgi yüksek sesle konuşulmazdı; korku daha net hissedilirdi.
Kapı sesi panikti. Yanlış bir kelime azar demekti. Başarısızlık ise şu cümleydi:
“Sen zaten yetersizsin.”
Ben hiperaktif değildim.
Ben fazlaydım.
Ben sorunlu değildim.
Ben anlaşılmıyordum.
Tanı Süreci
M.A: 32 yaşında DEHB ve otizm tanısı aldınız. O an ne hissettiniz?
H.T:
32 yaşıma kadar kimse bana şunu söylemedi:
“Tuncay, sen DEHB ve otizmlisin.”
Beş yıl terapiye gittim ama kimse bunu fark etmedi.
Bir gün YouTube’da Einstein ve DEHB üzerine bir video izledim. O an hayatımın bütün parçaları yerine oturdu.
İki hafta ağladım.
Çünkü ilk kez bozuk olmadığımı anladım.
Sadece farklıydım.
Tanı Sonrası Değişim
M.A: Tanı sonrası hayatınızda en büyük değişim ne oldu?
H.T: Kendimle savaşmayı bıraktım.
Suçu kendime yüklemeyi bıraktım, maskeyi çıkardım.
İnsanlara uyum sağlamaya çalışmak yerine sistemi anlamaya başladım.
Neden hızlı düşündüğümü, neden çabuk sıkıldığımı, neden zamansız yaşadığımı, neden derin empati kurup bazen insanlardan uzaklaştığımı anladım.
Ve en önemlisi:
Kendimi affettim.
Sistemden Ayrılma
M.A: Başarılı bir kariyeriniz varken sistemi terk ettiniz. Neden?
H.T: Veri analisti, veri bilimci ve proje yöneticisiydim.
Lüks bir otomotiv şirketinde yapay zekâ uzmanı olarak çalışıyordum.
Başarılıydım. Sistem içinde yükseliyordum.
Ama içimde tek bir soru vardı:
“Ben kimin için yaşıyorum?”
İşimi bıraktım. Dünyayı gezdim.
Veriler topladım. İnsan hikâyeleri topladım.
Analiz ettim.
Sonuç şuydu:
Nörofarklılık bir hastalık değil; yanlış sistem içinde yanlış konumlandırılmış bir potansiyel.
81 İl Projesi
M.A: Türkiye’de başlattığınız 81 il projesi nasıl ortaya çıktı?
H.T: Türkiye’nin 81 ilini gezmeye karar verdim.
İki yıl karavanda yaşadım.
150.000 Euro tazminatımı bu yolculuğa harcadım. Kimseye bağlı olmadım.
Bu bir influencer yolculuğu değildi.
Bu bir hizmet yoluydu.
Her il için bir Telegram grubu kurdum.
Nörofarklı bireylerin birbirine destek olabileceği 81 ayrı dayanışma ağı oluşturdum.
Aynı sistemi Almanya’da da kurdum.
Topluluklar ve Etki
M.A: Türkiye’de kurduğunuz 81 Telegram grubunda kaç aktif üye var?
H.T: Şu anda Türkiye genelinde kurduğumuz 81 şehir Telegram grubunda birkaç yüz kişi var.
Ama önemli olan sayı değil.
Önemli olan insanların birbirini bulması.
Çünkü birçok nörofarklı insan hayatında ilk kez şu cümleyi kuruyor:
“Ben yalnız değilim.”
Uluslararası Çalışmalar
M.A: Kaç ülkeden danışanla çalıştınız?
H.T: Danışanlarım şu ana kadar Almanya, İsviçre, Avusturya, Türkiye, Azerbaycan, Hollanda, Bulgaristan, İtalya, Avustralya, Yeni Zelanda, Belçika, Amerika, Japonya, İngiltere, Polonya ve Endonezya gibi ülkelerden geliyor.
Birebir temas ettiğim kişi sayısı binleri geçti.
Ama benim için önemli olan sayı değil.
Önemli olan şu:
Bir insanın hayatında “anlaşıldım” dediği an.
Nörofarklılık ve Bilişsel Güç
M.A: Nörofarklılık potansiyeldir diyorsunuz. Bu potansiyel size bilişsel olarak ne kazandırdı?
H.T: Benim için nörofarklılık bir etiket değil, bir işlemci farkı.
Beynim klasik lineer çalışmıyor. Daha çok ağ gibi çalışıyor.
Bir konu konuşulurken aynı anda:
- tarihsel bağlantısını
- psikolojik etkisini
- sistemsel sonucunu
- insanların davranışlarını
- ve gelecekteki etkisini
aynı anda düşünebiliyorum.
Bu yüzden bir sosyal problemi ele aldığımda sadece semptomu değil, desenin kendisini görüyorum.
Buna İngilizce’de pattern recognition deniyor.
Sinir Sistemi Regülasyonu
M.A: Sinir sistemi regülasyonu sizin için pratikte ne demek?
H.T: Çok basit söyleyeyim.
Beynin savaş modu ile yaşam modu arasındaki fark.
Birçok nörofarklı insan farkında olmadan sürekli şu modda yaşıyor:
Fight–Flight.
Bu durumda:
- Kortizol yükselir
- Dopamin düşer
- Dikkat dağılır
- Kilo artar
- Uyku düzeni bozulur
Benim kullandığım bazı teknikler:
- hareket ve yürüyüş
- 4–7–8 nefes tekniği
- duyusal düzenleme
- müzik, tesbih veya obje ile stim
- hiperfokus yönetimi
- çalışma blokları
- doğa teması
Bunlar nörolojik olarak vagus sinirini aktive eder.
Kültürel Perspektif
M.A: İki kültür arasında büyümek sizi zorladı mı?
H.T: Başta kesinlikle zorladı.Ama zamanla bana şunu kazandırdı:
Perspektif genişliği.
Ben iki sistemi de içeriden görebiliyorum:
- eğitim sistemi
- toplum davranışı
- aile yapısı
- çalışma kültürü
Bu da bana bir tür kültürel analiz yeteneği kazandırdı.
Tanı Sonrası Öfke
M.A: Tanı sonrası öfke yaşadınız mı?
H.T: Evet. Ama öfkem aileme değil, sisteme oldu. 32 yaşına kadar farklı terapiler denedim.
Ama kimse bana şunu söylemedi:
“Tuncay, sen nörofarklısın.”
Bu sadece benim hikâyem değil.
Dünyada milyonlarca insan yanlış anlaşılmış şekilde büyüyor.
M.A: Danışanlarda en sık gördüğünüz yanlış inanç nedir?
H.T: En yaygın yanlış inanç şu:“Ben tembelim, ben disiplinli değilim, ben başarısızım.”
Gerçek şu: Birçok insan nörobiyolojisini bilmeden kendini suçluyor.
Örneğin dopamin sistemi farklı çalışıyorsa, motivasyon sistemi de farklı çalışır.
M.A: “Her farklılık üstünlüktür” söylemi destek ihtiyacını görünmez kılıyor olabilir mi?
H.T: Bu çok önemli bir soru.
Ben hiçbir zaman “Her şey avantaj” demem.
Nörofarklılık: Bazı alanlarda avantaj, bazı alanlarda ciddi zorluk
Örneğin: Duyusal hassasiyet, sosyal yorgunluk, dikkat regülasyonu gerçek zorluklardır.
Ama aynı zamanda: Yaratıcı düşünme, derin analiz, farklı perspektif çok güçlü olabilir.
M.A: “Happy” sizin için ne ifade ediyor?
H.T: Happy terapi köpeğimdi. Otizmli çocuklarla bağ kuracaktık.
Yolda bir araba çarptı ve Happy öldü. Ama ismi kaldı. Motivasyonum kaldı.
Bugün Almanya’da HappyTuncay olarak biliniyorum.
M.A: Logonuzdaki sembolün anlamı nedir?
H.T: Bir kozanın içinden çıkan kelebek.
Bu, nörofarklı bireyin kendini bulduğunda çevresine ışık saçmasını temsil ediyor.
M.A: Özel hayatınız da bu yolculuğun bir parçası mı?
H.T: 19 yaşında evlendim.
Çünkü ilk kez aile hissini orada tattım. Ama acıyla bitti.
Tekrar evlendim. Yine çok verdim.Yine kendimi unuttum.
Dört kızım var. Onlar benim gururum ve gücüm.
Kendinizi Nasıl Tanımlarsınız?
M.A: Kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?
H.T: Ben:
- Bavarya’da Katolik anaokuluna gitmiş bir Müslüman şamanım.
- İki kültür arasında büyümüş bir köprü insanım.
- Otizmli ve DEHB’li bir sistem hacker’ıyım.
- Lineer düşünmeyen ama çok boyutlu düşünebilen bir beynim var.
- Mizahı sinir sistemi regülasyonu olarak kullanan bir adamım.
- Maskesini çıkarıp dürüstçe konuşan bir babayım.
M.A: Neden görünür olmayı seçtiniz?
H.T:Çünkü hâlâ şu yanlışlar var:
Otizm = empatisiz
DEHB = yaramaz
Nörofarklılık = hastalık
Hayır.
Bu bir beyin mimarisi.
M.A: Bu yolculukta size destek olan biri var mı?

H.T: Kanserle mücadele edip iyileşmiş arkadaşım, oyuncu Boğaç Aksoy’a teşekkür etmek isterim.
Kanserli hastalara umut olma amacıyla yürüttüğüm sosyal projede bana destek oldu.
M.A: Son olarak ne söylemek istersiniz?
H.T: Benim hikâyem travma değil. Benim hikâyem dönüşüm.
Ben “sorunlu çocuk”tan
“toplumsal farkındalık köprüsü”ne dönüştüm.
Ve şunu söylüyorum: Eğer beni yanlış anlayan bir dünyada büyüdüysem,
bu dünya doğru anlayana kadar konuşacağım.
Yayınlanan bilgiler bireysel değerlendirme olmaksızın hazırlanmıştır. İçeriklerin uygulanması tamamen okuyucunun kendi sorumluluğundadır. Mithras Akademi ve Bilinçaltı Postası, içeriklerin kullanımından doğabilecek doğrudan veya dolaylı sonuçlardan sorumlu tutulamaz.


