GERÇEĞİN MASASI: İnsan Kendinden Vazgeçince

Hida Bakşi

Bugün birinin intihar haberini aldım.

İnsan böyle bir haber aldığında sadece üzülmüyor; duruyor, susuyor ve derin bir sorgulayışın içine düşüyor.

Peki, bir insan hangi noktada yaşamaktan vazgeçer? Hangi gerçekle yüzleşemez hale gelir? Ne kadar yorulur, ne kadar kendi içine gömülür ve kendinden ne kadar uzaklaşır ki, ölüm artık en sessiz seçenek gibi görünür?

İnsan hayattan bir günde kopmaz. Önce kendinden kopar. Kendi sesine yabancılaşır, kendi değerini unutmaya başlar. Aynaya bakar ama kendini göremez olur. Sonra, o içindeki yaşam ateşi yavaş yavaş küllenir.

Ve en korkutucu olan şudur: Bazı insanlar yardım istemez. Çünkü artık kurtulabileceklerine dair inançlarını tamamen yitirmişlerdir. Dışarıdan bakıldığında son derece “normal” görünürler; gülerler, konuşurlar, hatta bazen başkalarının ayakta kalmasını sağlayan o güçlü dayanak onlar olur. Ama içlerinde sessiz bir çöküş yaşanmaktadır.

Çağımız bize çok şey öğretti: Başarmayı, güçlü görünmeyi, her koşulda ayakta kalmayı… Fakat kimse bize düştüğümüzde utanmadan yardım isteyebilmeyi öğretmedi. Kimse, “Yoruldum” demenin ne kadar insani ve kabul edilebilir olduğunu anlatmadı. Bazı insanlar, tam da bu yüzden kendi acılarının sessizliğinde kayboldu.

Gerçek şu ki: İnsan en büyük tehlikeyi, kendinden vazgeçtiği o anın içinde barındırır. Çünkü kişi kendine olan bağını kaybettiğinde, hayata tutunacak son dalını da yavaş yavaş bırakır.

Belki de bazen bir insanı hayata bağlayan şey; büyük çözümler değil, sadece gerçekten “duyulduğunu” hissetmesidir.

Bu platformda yer alan tüm yazılar, analizler ve uygulama örnekleri yalnızca genel bilgilendirme ve düşünsel inceleme amacı taşır. İçerikler tıbbi, psikolojik, psikiyatrik veya terapötik teşhis ve tedavi yerine geçmez. Mithras Akademi Bilinçaltı Postası, içeriklerin kullanımından doğabilecek doğrudan veya dolaylı sonuçlardan sorumlu tutulamaz.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top