Beynin Sessiz Savaşı: MS’in Ruhsal ve Duygusal Etkileri

Güliz Ültan, Uzman Egitimci-Psikolojik Danışman

Multiple Sclerosis,yani halk dilinde MS hastalığı merkezi sinir sistemini etkileyen kronik, ilerleyici ve otoimmün bir hastalıktır. Halk arasında çoğu zaman yalnızca “sinir sistemi hastalığı” olarak bilinse de, MS yalnızca bedeni değil; kişinin ruhsal dünyasını, düşüncelerini, ilişkilerini, kimlik algısını ve yaşam motivasyonunu da derinden etkileyen çok boyutlu bir süreçtir.

 MS’in Ruhsal ve Duygusal Etkileri

MS denildiğinde birçok insan yalnızca yürüme bozukluğu, denge kaybı veya görme problemlerini düşünür. Oysa araştırmalar göstermektedir ki MS hastalarının büyük bir kısmı depresyon, anksiyete, bilişsel bozukluklar, sosyal çekilme ve kimlik kaybı gibi psikolojik sorunlarla mücadele etmektedir.

MS’in en zor taraflarından biri “belirsizlik”tir. Kişi bir gün kendini iyi hissederken ertesi gün yürümekte zorlanabilir. Bu öngörülemez yapı, beyinde sürekli bir tehdit algısı oluşturarak psikolojik yıkımı artırır.

Öncelıkle MS Hastalığı ‘nın ne olduğuna bakalım…

MS, bağışıklık sisteminin, sinir hücrelerini koruyan miyelin tabakasına saldırması sonucu oluşur. Beyin ile vücut arasındaki iletişim bozulmaya başlar. Bu nedenle kişi:Yorgunluk ,Kas güçsüzlüğü, Denge kaybı ,Görme problemleri ,Uyuşma ,Konuşma bozukluğu ,Hafıza problemleri gibi belirtiler yaşayabilir.Ancak modern nöropsikoloji, MS’in yalnızca fiziksel değil aynı zamanda “duygusal beyin hastalığı” olduğunu da göstermektedir.

MS ve Beyin Psikolojisi bağlantısı nasıldır

İnsan beyni yalnızca düşünmek için değil; hissetmek, bağ kurmak, umut etmek ve anlam üretmek için de çalışır. MS sırasında beyindeki lezyonlar özellikle duygu düzenleme merkezlerini etkileyebilir.Bunun sonucunda kişilerde:Nedensiz ağlama ,Ani öfke patlamaları ,Yoğun kaygı ,Sebepsiz korkular ,İçe kapanma ,Umutsuzluk ,Duygusal donukluk görülebilir.

Araştırmalar, MS hastalarında ,depresyon oranının normal topluma göre çok daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bazı çalışmalarda yaşam boyu depresyon görülme oranı %30-40 arasında bulunmuştur.

MS Hastalarında Depresyon önemlidir

Depression, MS’te en sık görülen psikolojik rahatsızlıklardan biridir.

Bu depresyon bazen kişinin yaşadığı fiziksel kayıplardan kaynaklanırken bazen de doğrudan beyindeki nörolojik değişimlerden oluşur.

MS hastalarında görülen depresyon belirtileri:Sürekli yorgunluk hissi ,Hayattan keyif alamama, Sosyal ilişkilerden kaçınma ,Gelecek korkusu, “Yük oluyorum” düşüncesi,

Umutsuzluk ,Ölüm düşünceleri şeklinde ortaya çıkabilir.

En dikkat çekici noktalardan biri şudur ki Bazı MS hastaları fiziksel olarak hafif etkilenmiş olsalar bile ağır depresyon yaşayabilirler. Çünkü psikolojik yük yalnızca fiziksel kayıpla ilgili değildir; “kontrol kaybı hissi” ile de ilgilidir.ve sosyal destek eksikliği, depresyonu artıran en güçlü etkenlerden biridir.

MS ve Anksiyete İlişkisi çok derindir.

Anxiety Disorder, MS hastalarında depresyondan bile daha etkili olabilir.

Kişi sürekli şunları düşünmeye başlayabilir:

“Ya yürüyemezsem?” ,“Ya çocuklarıma bakamazsam?” ,“Ya bir gün tamamen bağımlı hale gelirsem?” ,“Ya atak geçirirsem?” Bu düşünceler zamanla kronik kaygıya dönüşebilir.

MS hastalarında anksiyete yaşam kalitesini ciddi biçimde düşürmektedir.Hatta bazen anksiyete depresyondan daha yıkıcı olabilmektedir.

MS hastalarının sıkça kullandığı bir ifade vardır:“Beynim sisli gibi.”

Yani MS’in Sessiz Psikolojik Belirtisi “Beyin Sisi”dir. Bu durum tıpta bilişsel yavaşlama veya “brain fog” olarak tanımlanır.

Kişi:Kelime bulmakta zorlanır, Dikkatini sürdüremez, Unutkanlık yaşar, Konuşurken duraksar, Düşüncelerini toparlayamaz. Bu durum çoğu zaman çevre tarafından yanlış anlaşılır. İnsanlar kişiyi “dalgın”, “isteksiz” veya “umursamaz” sanabilir. Oysa sorun nörolojiktir.Bu bilişsel kayıplar kişinin özgüvenini ciddi biçimde etkileyebilir.

MS yalnızca bedeni değil, kişinin “ben kimim?” algısını da sarsabilir.Buda MS Hastalarında Kimlik Krizine neden olur..Örneğin:Çok aktif bir insan artık yürümekte zorlanabilir.

Çalışkan bir birey odaklanma problemi yaşayabilir. Sosyal biri içine kapanabilir.

Bu değişimler kişinin eski kimliğiyle yeni hali arasında çatışma oluşturur.Psikolojide buna “yas süreci” denir.Çünkü MS hastası aslında yalnızca sağlığını değil:eski bedenini, eski özgürlüğünü, eski hayatını, bazen de eski hayallerini kaybetmektedir.

MS hastalarının   Sosyal Hayatına gelince

MS hastaları zamanla toplumdan uzaklaşabilir. Bunun birkaç nedeni vardır:

İnsanların anlamadığını düşünmeleri ,Acınmak istememeleri ,Sürekli açıklama yapmaktan yorulmaları, Yorgunluk ,Duygusal tükenmişlik ..Bazı hastalar görünürde fiziksel olarak iyi oldukları için çevreden şu cümleleri duyabilir:“Ama sen iyi görünüyorsun.” “Abartıyorsun galiba.” “Psikolojik olabilir.” Bu ifadeler kişide yalnızlık hissini büyütebilir.MS hastalarının en sık dile getirdiği şeylerden biri “anlaşılmama hissi”dir.

MS yalnızca hastayı değil, ailesini de etkiler.MS Hastalarında   Aile  Psikolojisine bakalım birazda.Aile bireyleri:korku, çaresizlik, tükenmişlik, aşırı koruyuculuk gibi duygular yaşayabilir.Bazı ailelerde roller değişir. Çocuk ebeveynleşebilir. Eş bakım veren konumuna geçebilir. Bu değişimler ilişkilerde stres oluşturabilir.Bu nedenle MS tedavisinde yalnızca hasta değil, aile sistemi de desteklenmelidir.

MS hastalığında Psikolojik Destek Çok Önemlidir…MS tedavisinde psikolojik destek artık lüks değil, zorunlu kabul edilmektedir.Çünkü psikolojik dayanıklılığı yüksek bireylerin:tedaviye uyumu, yaşam kalitesi, sosyal işlevselliği daha iyi olmaktadır.

MS hastaları için destek önerim psikoterapi, bilişsel davranışçı terapi, destek grupları, mindfulness çalışmaları, nefes egzersizleri, sanat terapisi, aile terapisi olabilir.

Pekiiii…..MS Hastasına Nasıl Davranıcaz?

Öncelikle    acıyarak değil, anlayarak yaklaşılmalıdır. Kişiye sürekli “iyileşecek misin?” diye sormak yerine:“Bugün nasılsın?” “Yanında olmamı ister misin?” “Seni dinleyebilirim.”

gibi destekleyici cümleler kurulmalıdır.En önemli şeylerden biri hastanın kendini  “hala değerli” hissetmesidir.

Sonuç olarak şunu söyleyebilirim ki…Multiple Sclerosis yalnızca sinir sistemini değil; insanın umutlarını, kimlik algısını, ilişkilerini ve duygusal dünyasını etkileyen karmaşık bir hastalıktır.MS’teki  psikolojik belirtiler “zayıflık” değildir.Beynin verdiği gerçek nörolojik ve duygusal tepkilerdir.Bu nedenle MS tedavisinde:nöroloji, psikiyatri, psikoloji, aile desteği

birlikte yürütülmelidir.Çünkü bazen bir MS hastasının en çok ihtiyaç duyduğu şey ilaçtan önce şudur:“Anlaşıldığını hissetmek.”

Bu platformda yer alan tüm yazılar, analizler ve uygulama örnekleri yalnızca genel bilgilendirme ve düşünsel inceleme amacı taşır. İçerikler tıbbi, psikolojik, psikiyatrik veya terapötik teşhis ve tedavi yerine geçmez. Mithras Akademi Bilinçaltı Postası, içeriklerin kullanımından doğabilecek doğrudan veya dolaylı sonuçlardan sorumlu tutulamaz.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top