Dilin Sustuğu Yerde
Mithras Akademi
Modern tıp bedeni uzun süre mekanik bir makine olarak gördü. Zihni ise ondan bağımsız bir operatör saydı. Ancak bugün farklı bir gerçeği biliyoruz. Beden ve zihin, aralarında boşluk bulunmayan dev bir bütündür. İkisi birbirine mühürlüdür. Eski bilgeler “Ruh hastalanmadan beden hastalanmaz” der. Bugün araştırmacılar bu sözü nörobilim laboratuvarlarında inceliyor. Bu durum “Psikosomatik Etkiler” başlığıyla araştırılıyor.
Peki, kelimelerimizin tükendiği yerde bedenimiz neden konuşur?
Psikosomatik Etki: Ruhun Beden Üzerindeki Gücü
Psikosomatik kelimesi, ruh ve beden sözcüklerini birleştirir. Bilinçaltımız yüklerini bir yere boşaltmak zorundadır. Travmalar, bastırılmış öfkeler veya kronik kaygılar birikmemelidir. Zihnimiz bu yükleri duygusal boyutta işleyemeyebilir. Bu durumda bilinçaltı, sorunlu dosyaları doğrudan bedene havale eder.
Sebepsiz mide ağrıları, sırt sızıları veya cilt döküntüleri yaşayabilirsiniz. Bedeniniz bu fiziksel semptomlarla size seslenir. “Lütfen beni duy, burada çözülmemiş bir mesele var!” diye bağırır. Bilinçaltımız, dertlerini kelimelerle ifade edemez. Bunun yerine somut hastalık belirtilerini kullanır.
Bağışıklık Sisteminin Gizli Komutanı: Bilinçaltı
Bağışıklık sisteminizi sadece biyolojik bir ordu olarak düşünmeyin. O yalnızca virüslerle savaşmaz. Aynı zamanda zihninizdeki ruh halini anbean takip eder. Son derece hassas bir duygu dedektörüdür.
Bilimsel Gerçek: Bağışıklık sistemi hücreleri özel nöropeptit alıcıları taşır. Bu alıcılar, sinir sisteminden gelen sinyalleri doğrudan yakalar.
Bu biyolojik mekanizmanın anlamı açıktır. Kendinizi güvende, sevgi dolu ve değerli hissedebilirsiniz. Bu durumda bilinçaltınız bedene “Her şey yolunda” sinyali gönderir. Bu sinyali alan bağışıklık ordunuz hemen harekete geçer. Savunma kalkanlarını tam kapasiteyle çalıştırır.
Ancak hayatınıza kronik stres veya korku hakim olabilir. Değersizlik hissi yaşayabilirsiniz. O zaman bilinçaltınız bedeninizi “savaş ya da kaç” alarmında tutar. Vücudunuz acil durum moduna geçer. Bağışıklık sistemine ayırdığı enerjiyi keser. Tüm gücünü hayatta kalma mücadelesine yönlendirir. Sonucunda ne mi olur? Sık hastalanan bir beden ve zayıf bir bünye ortaya çıkar. Kısacası en güçlü vitaminimiz huzurlu bir bilinçaltıdır.
Kendi İç Eczanenizi Yönetin
Bilinçaltımız dış gerçeklik ile hayali birbirinden ayıramaz. Olaylara verdiğimiz anlam onun için gerçektir. Zihninizde bir felaket senaryosu kurabilirsiniz. Bedeniniz o felaketi gerçekten yaşıyormuş gibi tepki verir. Yoğun miktarda kortizol (stres hormonu) salgılar. İyi haber şu: Bu nörokimyasal mekanizmayı lehinize çevirebilirsiniz.
Farkındalık pratiklerini günlük rutinimize eklemeliyiz. Bu pratikler sadece iyi hissetmek için değildir. Fiziksel sağlığımızı korumak için de gereklidir. Geçmişin yüklerini affetmek önemlidir. Kendimizle şefkatli bir iç diyalog kurmalıyız. Bunlar, hücrelerimize gönderdiğimiz biyolojik “iyileş” komutlarıdır.
Unutmayın; bedeniniz sizinle her saniye iletişim kuruyor. Onu ağrı kesicilerle susturmaya çalışmayın. Bunun yerine, ne anlatmak istediğini dinleyin. Böylece gerçek iyileşmenin kapısını aralarsınız.
- Bedeninizi Dinleyin (Pratik Uygulama): Bir dahaki sefere vücudunuzda nedensiz bir ağrı hissedebilirsiniz. Ona kızmayın. Durun ve kendinize şunu sorun: “Eğer bu ağrının bir sesi olsaydı, bana şu an hangi duygumdan bahsederdi?” Alacağınız cevap sizi oldukça şaşırtabilir.


